• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam507
Toplam Ziyaret15027782
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat
Title of the document

1

Kürt Sorununu Çözmek İçin Öcalan Yetmez, Beşli İkna Şart... Eğer Olmazsa...

Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Hüseyin Yayman, uzun zamandır Kürt sorununu sahadan takip ediyor. Hem AKP cephesini hem de BDP cephesini yakından takip eden Yayman, Kürt sorununda 'dip dalgalara' dikkat çeken bir isim. Mart ayında SETA Vakfı'ndan 'Türkiye'nin Kürt Sorunu Hafızası' isimli ansiklopedik bir çalışması çıkan Yayman, Kürt sorununa dair AKŞAM'a çarpıcı saptamalarda bulundu:

YARGI TSK'DAN ROL ÇALIYOR
l Türkiye Kürt sorununda nereye geldi?
Türkiye, Kürt sorununda öylesine büyük bir akıl tutulması yaşıyor ki! İnsan 'nereden başlamalıyım' psikolojisine kapılıyor. Çünkü benzer olayların sürekli tekrarlandığını görüyoruz. Bu da 'deja vu' duygusu veriyor.

l Mesela?
1994'te, o günkü adıyla DEP'lilerin Meclis'ten atılması ve bu insanların on yıl Ulucanlar Cezaevi'nde kalması Kürt sorununa katkı sağlamaktan çok sorunu kaotik bir hale getirdi. Şimdi Hatip Dicle ve diğer KCK'dan tutuklu isimlerin parlamentoya girememesi benzer problemlere yol açacak. Geçmişte Kürt sorununun çözümünün önünde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) engeller çıkarıyordu. Bugün ise yargının TSK'dan rol çaldığını görüyoruz.

l Peki BDP cephesinde bundan sonra ne olur?
BDP'nin ne yapacağı; Ankara'nın ne yapacağına bağlı. Ankara, sorunu demokratik yollardan çözmek isterse BDP parlamentoya gider ve yeni anayasanın yapılmasına katkı sağlar. Eğer Ankara, KCK'lılar ve Hatip Dicle konusunda kamuoyu vicdanını tatmin edecek bir tutum sergilemezse bu durum duygusal ve toplumsal kopuşu hızlandıran bir etki yapacaktır.

SİYASAL KOPUŞA GİDİYOR!
l Duygusal kopuştan kastınız ne?
Kürtlerle, Türkler arasında var olan duygudaşlığın kaybolması, Kürt siyasetinin daha fazla içine kapanmasına ve Kürtlerin hükümetin gündemiyle ilgilenmeyip 'kendi gündemiyle' meşgul olmasına neden olacak. 12 Haziran seçimleri duygusal kopuşun, artık siyasal bir kopuşa doğru gittiğinin ipuçlarını veriyor.

l Siyasal kopuşu biraz daha açabilir misiniz?
Güneydoğu'da diğer partilerin bölgede 'tabela partisi' haline gelmesi ve AK Parti'nin bu seçimde oy trendinin aşağıya inmesi siyasal kopuşun işaretleridir. Eğer ki Ankara bunu görüp bu gidişata 'dur' diyebilirse ne ala... Süreci doğru okuyamazsa işte o zaman işler oldukça karışır.

l Nasıl bir karışıklık olur?
Siyasal kopuş gerçekleşirse Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde BDP hakim parti haline gelir. Toplumsal kopuşla beraber, siyasal kopuş da artar ve 2014 seçimlerinde AK Parti   elindeki birçok belediyeyi BDP'ye teslim etmek zorunda kalır.

l Bugün siyasi partilerin Kürt sorununa yaklaşımın nasıl?
AK Parti sorunun tanımlanmasında MHP'den, sorunun çözümünde ise BDP'den farklı düşünüyor. Bu farklılıklar Kürt sorununun çözümünü zorlaştırıyor. Çözüm BDP'nin ve MHP'nin bir parça daha AK Parti'ye yaklaşmasıyla gerçekleşecek.

l Böyle bir şey olabilir mi?
Oldukça zor. Ancak imkansız değil. Çünkü Kürt sorunu o kadar majör sorun ki eğer çözülmezse Türkiye çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla Türkiye ya bu sorunu çözecek ve 'büyük devlet' olacak ya da bugün yaşadıklarından çok daha büyük problemler yaşayacak.

l AKP Kürt meselesini çözmek istiyor mu?
AK Parti bu sorunu çözmek istiyor. Bunun somut adımı aslında Demokratik Açılım. Bu süreçte OHAL'in kaldırılması, Kürt Dili Enstitüsü ve Bölümü'nün kurulması, radyo televizyon yayınının sağlanması, Kürtçe öğrenimin önündeki engellerin kaldırılması, yol kontrollerine son verilmesi vs... Pek çok önemli adım atıldı.

Gündemde İmralı olacak
l AKP bu adımları atmış olmasına rağmen sorun neden hala çözülemedi?
Önünde iki büyük problem var. Birincisi AK Parti bunları halka anlatmada sorun yaşıyor. İkincisi, sorunu Kürt siyasetiyle birlikte çözmek yerine tek başına çözmek istiyor. Ama yeni dönemde Öcalan'ın ev hapsine çıkması dahil pek çok başlığın Ankara'nın gündeminde olacağını düşünüyorum.

l Kürt sorununun başlıca konularından biri Öcalan'ın durumu mu sizce?
Öcalan ev hapsine çıksa veya öne sürülen tüm talepler karşılansa dahi devlet Kandil, İmralı, BDP, KCK, Avrupa kanadıyla ilişkileri rasyonel bir düzlemde yürütemezse sorun yine çözülemeyecektir. Beş aktörü de tek tek ikna ederek gitmek zorunda aksi takdirde çemberin dışında bırakılan bir aktör oyunbozanlık yapabilir ve süreci sabote edebilir.

l Peki bugün neden 'İmralı ile sorunlar hallolursa sorunlar çözülür' düşüncesi   hakim?
1990'larda Türkiye'de, Kürt siyasetine dair devletin içinde de sorunun çözümünde çok aktörlü bir yapı vardı. Başbakan Erdoğan işte bu çok aktörlü yapıyı neredeyse teke indirdi. Şimdi AK Partililer Erdoğan'ın başardığı aktörleri teke indirme hamlesini, Kürt siyasetinden de bekliyorlar! Ama bu mümkün değil! Kürt siyasetinde var olan aktörlerin zaman alıcı olsa da tek tek ikna edilmesi en garantili çözüm.

l AKP Kürt sorununu çözebilir mi?
AK Parti tek başına Kürt sorununu çözemez. Çözebilmesi için BDP, MHP, CHP ve hatta askerin çözümün içinde olması gerekiyor. Başbakan Erdoğan gibi güçlü bir isim bu sorunu çözemezse, problem inmemek üzere rafa kalkacaktır.

Muhafazakar Kürtler BDP'ye geçecek
l 'PKK vites büyütecek' diyorsunuz. Nasıl olacak bu?
PKK'nın 1990'larda olduğu gibi yeniden şiddete dönebileceğini düşünmüyorum. Çünkü hem PKK'da hem de çevresinde artık şiddet döneminin kapandığına dair çok güçlü sözler var. Ama bölgede sivil itaatsizlik eylemleri çeşitlenerek devam edecektir ve bu eylemler PKK'ya karşı mesafeli duran muhafazakar Kürtlerin BDP tarafına geçmesine sebep olacaktır.

l Muhafazakar Kürtler AKP'nin mi yanındaydı?
AK Parti'ye oy verdiler ama bu AK Parti'ye verdikleri son oyları olabilir. AK Parti Kürt meselesindeki vaatlerini yerine getirmezse -bölgedeki AK Parti ve BDP'den oluşan iki partili bir yapı var- iki partili yapı BDP'nin lehine değişecektir.

PKK'yı arar hale gelebiliriz
l PKK'nın mahremleri kontrol etme isteğinden bahsediyorsunuz. Bu durum bazı Kürtlerin PKK'ya tepki göstermelerine neden olabilir mi?
PKK psikolojik üstünlüğü sandığa yansıtmak, özellikle dindar Kürtleri kendi mücadelesine ortak etmek istiyor. PKK eğer Hizbullah'ı yanına alabilirse o zaman Kürt siyasi hareketi çok başka bir momente geçebilir. AK Parti doğudaki etkisini kaybeder.

l Bu süreçte Öcalan'ın elini güçlendiren en önemli unsur ne?
Burada esas soru bence şu olmalı. Öcalan'ın İmralı'da kalması mı Türkiye'nin barışına hizmet eder, yoksa çıkması mı? Ankara'nın bu sorunun cevabını bulup ona göre bir strateji tayin etmesi gerekiyor.

l BDP ve PKK arasındaki ilişki bugün hangi noktada?
Bu seçimlerde BDP ile PKK arasındaki makasın çok daraldığını ve BDP'lilerin PKK'nın ismini anarak PKK için oy istediklerini düşünüyorum. Aralarında zımni bir anlaşma var ve beraberce yol almaya çalışıyorlar: Aynı arabayı çeken atlar gibiler.

l BDP ile PKK'yı mukayese ederseniz...
PKK'lılardaki sağduyunun zaman zaman BDP'lilerden daha ileri olduğunu düşünüyorum. Bu da bir parça BDP'nin Öcalan'a yaranmak için 'kraldan çok kralcı olma' tavrı ile ilişkili. Ve bu anlamda Türkiye eğer zamanında doğru adımlar atmazsa önümüzdeki dönemde PKK'yı dahi arayabilecek bir duruma gelebiliriz.

Orta sınıf Kürt endişeli
l Bahsettiğiniz orta sınıf Kürtler var?
Orta sınıf Kürtlerdeki soru işaretleri gün geçtikçe artıyor. PKK'nın bölgede hegemonik bir yapı kurmak istemesi onlar için ciddi bir problem. 'PKK burada uzun vadede 'kapalı devre bir yapı mı' istiyor?' diye endişe duyuyorlar.

l Bu soru işareti onları neye yönlendirir?
BDP ya da PKK  orta sınıfın kaygılarını giderecek hamleler yaparsa BDP'ye daha fazla yönelirler. Fakat kaygıları giderilmezse PKK'ya mesafeli olabilirler. Hatta AK Parti bu boşluğu iyi değerlendirirse, Kürtlerin yine önemli partilerinden biripsi olur.

Kürt siyaseti üçüncü dalgaya evrildi
l Kürt sorununun karakteristik   özelliği nedir?
Kürt siyasi hareketi reaksiyoner bir hareket. Fakat ilk defa 12 Haziran seçimlerinden önce kendi gündemiyle hareket eden bir siyasi hareket olmaya başladı. 12 Haziran seçimlerini Kürt siyasetinde 'üçüncü dalgaya evrilmek' olarak nitelendiriyorum. Birincisi Kürt realitesinin tanınması, ikincisi çözüm, üçüncüsü ise artık kendini yönetme evresine geçilmesi. Kürt siyasi hareketinin güçlü söylemi, geniş  tabanı ve silahlı cephesi var. Bir de Türkiyeli bir hareket. Diğer özellik de Marksist ideolojiden gelmesi.

l Kitabınızda HEP Geleneği'nin Türkiye ile imtihanından bahsediyorsunuz...
Halkın Emek Partisi (HEP) başlangıçta SHP'nin solunda bir parti olarak tasarlanmıştı. Partinin Kürt sorununa duyarlı bir sol parti olarak tasarlanmasına rağmen bunun gerçekleşmemesi HEP geleneğinin 'dar/kapalı/güdümlü' bir hareket haline dönüşmesine neden oluyor.

l Bugün BDP için de aynı şey söylenebilir mi?
BDP şu anda bir koalisyon. Genişleyerek devam ederse önümüzdeki seçimde baraj problemi olmaz. Ama dışa kapalı yapısı devam ederse bu hem Türkiye için hem de BDP için kötü olur ve yeniden HEP'in kuruluşuna dönmüş oluruz.

 


turktime.com


1616 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ